Basın

 

Türkinfo 24 Haziran 2002
 

TAKDEN Essen'de hizmete girdi

ESSEN - Oylar Saguner'in öncülüğü ile kuruluşu gerçekleşen TAKDEN (Uyumcul Eğitim Türk-Alman Kültür ve Dil Enstitüsü) isimli enstitü Essen'deki binasında hizmete girdi. TAKDEN'in açılışı dolayısıyla düzenlenen törene çok sayıda Alman ve Türk izleyici katıldı. 

Alman misafirler arasında Essen Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Ursula Boos-Nünning, Essen Belediyesi Sosyal İşler Dairesi Başkanı Gudrun Hock ve Essen Üniversitesi Hastanesi, Hücrebiyoloji Enstitüsü'nden Dr. Uwe Kirstein da bulundu. Essen Başkonsolosu Ahmet Akarçay ve Düsseldorf Başkonsolosu Ateş Öktem'in de yer aldığı Türk davetliler arasında Türkiye'den gelen Afyon Milletvekili Müjdat Kayayerli'de vardı.

16 Nisan'da resmen kurulan TAKDEN'in kurucu üyeleri: Dr. Uwe Kirstein, Helene Mahnert-Lueg, Ünal Nas. Dr. Halis Özkan, Reinhardt Platzer, Oylar Saguner, Ina Seeberg, Tıp Doktoru Haluk Şenuysal ve Tıp Doktoru Oktay Tuğ. TAKDEN'in danışma kurulunda ise Essen Başkonsolusu Ahmet Akarçay, Gudrun Hock, Prof. Dr. Ursula Boos-Nünning, Prof. Dr. Jörn Rüsen, Dr. Oliver Scheytt ve Dr. Eşref Ünsal yer almaktadır.

Ressam Ina Seeberg'in resimlerinin de yer aldığı TAKDEN'in açılış töreninde TAKDEN'in Yönetim Kurulu Başkanı Oylar Saguner bir konuşma yaptı ve şunları söyledi: 

TAKDEN Almanya'da ilk defa kurulan bir Türk-Alman kültür enstitüsüdür. Bu enstitü Essen'de yaşayan Türk göçmenler ve onların Alman dostlarıyla birlikte bir ihtiyaca cevap vermek için kuruldu. Bu ihtiyaç ise 3. nesil denilen ve burada doğan Türk göçmen çocuklarının okula başladıklarında, Almancalarının yetersiz olduğu görüldüğünde, bunların nedeninin araştırılması sonucunda, çocukların yeterli anadili eğitimi almamış olmasının anlaşılmasıyla ortaya çıkan "göçmenlerin anadili eksikliği"dir. 3.nesil çocuklar anadili eğitimi almamış olarak okula başlayıp yeni bir dil öğrenme durumuyla karşı karşıya kalıyorlar. Anadili yeterince bilmeyen çocuklar Almancayı doğru dürüst öğrenemiyorlar. Anadildeki eksikliklerin giderilmesi ve aynı zamanda Almanca diline aktarılması için dengeli bir eğitim hamlesi yapmak gerekmektedir. Çocukların yeterli bilgiyi aileden okula getirebilmeleri için, ailede her iki dil de desteklenmeli ve ayrıca ailelerin çocuklarının eğitimi ile çok yakından ilgilenmeleri sağlanmalıdır. Yeni kurulan bu enstitünün eğitimle ilgili gerçekleştireceği bir çok proje sayesinde, göçmen çocukların ve ailelerinin topluma daha iyi entegre olmaları teşvik edilip ve desteklenecektir. Çocuklarımızı ve gençlerimizi, eşit haklara sahip bireyler olarak sağlıklı bir şekilde içinde yaşadığımız topluma entegre ederek, geleceğimizi emniyete alma mücadelemizde, Essen ve çevresinden maddi ve manevi her türlü desteğe ihtiyacımız vardır.

Prof. Dr. Boos-Nünning, konuşmasında, Alman-Türk enstitüsünün Türk göçmenlerin Almanlarla ilişkilerini artıracak ve entegrasyon için gerekli eğitimi sağlayacak çok önemli bir kuruluş olduğunu söyledi ve şunları ilave etti: Pisa araştırmasında göçmenler ve yabancılar ayrı bir grup olarak ele alınmamıştır, bu nedenle araştırma sonuçlarını göçmenlere yönelik olarak değerlendirmek yanlış olur. 

Göçmen çocukların eğitiminde aile, çocuk yuvaları ve organizasyonların birlikte düşünülmesi gerekir. Türk kökenli göçmenler 40 yıl önce geldiklerinde entegrasyona hazırdılar. Ancak bugün şehirlerin belirli bölgelerinde avukatından doktoruna kadar olan ilişkilerinde kendi anadilinde yaşayan topluluklar haline geldiler, ayrıca evlilik aracılığıyla Türkiye'den gelen eşlerle günlük hayatta kendi ana dilini konuşan, kendi dilinde medyası olan bir grup haline dönüştü. 

Göçmenlerin 2 dilli yetişmesi bir Avrupa hakkıdır. Ancak göçmenlerin iki dilide aynı zamanda öğrenmesi gerekir.

Gudrun Hock konuşmasında, kültürlerarası dil ve eğitimin Essen şehri için çok önemli olduğunu vurgulayarak, enstitünün hazırlık çalışmalarını çok kısa sürede tamamlayarak hizmete girmesinden duyduğu memnuniyeti belirtti.

Afyon Milletvekili Müjdat Kayayerli, Almanya'da açılan Türk dil enstitüsünün Almanların Türkleri ve Türk Kültürünü daha iyi tanımalarına imkan vereceğini söyledi. 

Ayrıca Almanya'da yaşayan ve Alman okullarına devam eden Türk öğrencilerinin ana dilde yapılan eğitim olanaklarından yeterince yararlanamadıklarını belirtti.

Çocukların ve gençlerin her iki dile de ana dili gibi vakıf olabildiklerinde, düşünme yeteneklerini ve zekalarını artırabileceklerini de ifade eden Kayayerli, "Toplum dilini iyi öğrenebilmek için ana dilinde belirli bir düşünme temelinin oluşmuş olması gerekmektedir ve ana dili ile toplum dili arasındaki bağlantı okuldaki öğretim ve eğitimle yakından ilişkilidir. Essen'de açılan enstitü bu boşluğu dolduracaktır" dedi.

Açılış töreninin müzik bölümünde ilk olarak piyanoda Arhan Saguner Ahmet Adnan Saygun'dan Horon'u, daha sonra Özgür Bayraktar kemençe ile Doğu Karadeniz türkülerini, son olarak da piyanoda Hyon Seok Lee (Kore'li) ve kemanda Ardan Saguner Ludwig v. Beethoven'den eserler seslendirdiler.

Essen Başkonsolosu Ahmet Akarçay ise yaptığı konuşmada, 40 yıl önce Zonguldak maden ocaklarında yer altında çalışan Türk işçilerinin, Almanya'ya gelerek Gelsenkirchen'de bulunan maden ocaklarında uzun yıllar yer altında çalıştıktan sonra, şimdi emekli olup yeryüzüne ilk defa çıktıklarını hatırlatarak, "Bu insanlardan biz diğer insanlar gibi tiyatroya gitmelerini ya da benzeri kültürel etkinlikler yapmalarını bekleyemeyiz. Ancak bu insanların Almanya genelinde 30 binden fazla üniversiteye giden çocuk ve 50 binden fazla iş adamı yetiştirdiğini de unutmamalıyız" dedi.

 Başkonsolos Akarçay sözlerine şöyle devam etti: Almanya'da yabancıların entegrasyonu eğitim ile olur. Bu nedenle 3.nesil için yapılması gereken eğitim çok önemlidir. Türk çocuklarının ilk okula gitmeden önce 3 yıl çocuk yuvasına devam ettikleri halde Almanca'yı öğrenememelerinin sebebi Alman eğitim sisteminden kaynaklanmaktadır ve 1960'dan kalan bu tek dilli eğitim sisteminin değiştirilerek çok dilli ve çok kültürlü bir eğitim sistemi haline getirilmesi gerekir. Almanya'da okullarda Alman-Türk ilişkileri hakkında öğrencilere hiç bir şey öğretilmiyor. Alman ve Türk çocukları, Çanakkale savaşında Atatürk'ün komutanının bir Alman olduğunu, Ankara şehrinin mimarının bir Alman olduğunu, Türkiye'de ilk defa konservatuarı kuran kişinin de bir Alman olduğunu maalesef bilmiyorlar. Pisa araştırmasının sonuçlarının faturası yabancı öğrencilere özellikle de Türk öğrencilere çıkartılıyor. Halbuki Norveç, Danimarka ve İsveç gibi ülkelerde de Türk öğrencileri bulunuyor. 

Burada esas neden Alman eğitim sistemidir ve mutlaka değiştirilmesi lazımdır. Yeni açılan enstitüye Eylül ayında Türkiye'den tarih ve Alman-Türk edebiyatı konusunda uzmanlar gelecek. Bu konuda Essen Başkonsolosluğu enstitüye her türlü yardımı yapacak.

Dr. Uwe Kirstein yaptığı konuşmada göçmenlerin beslenme konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğini, son zamanlarda yapılan araştırmalarda göçmenlerde ve özellikle Türk kökenli göçmenlerde kanser vakalarının çokluğunun, göçmenlerin beslenme alışkanlıkları ile ilgili olduğunu söyledi.

 

Dr. Öznur Jost